--------------

  • Yazar: KÖKSAL MERTCAN AKTAŞ
  • 21-03-2014

                                       -------------                                  26   Ağustos 2024 Saat 22:32            Kendisini boşlukta hissediyordu.Annesi ve babası  gizemli bir cinayete kurban gitmişti.Geriye kalan ise ablası ve yorgun bedeniydi .Elindekiler bir anne babanın yerini tutabilir miydi ki?Duygulanmıştı.İlk kez bu kadar yoğun bir duygu patlaması içindeydi.Kendi benliğinde kaybolmuştu.Yavaşça eğildi ve kaldırım...

Devamını Oku

Yıllanmış Nehrin Sakladıkları

  • Yazar: Aylin ÇENDEK
  • 10-03-2014

Güneş, yakıcı suretini gösteriyordu yine bakır zirvelerin ötesinden. Buz mavisine çeviriyordu gökyüzünü yavaş yavaş koyu karanlıktan. Ağustosun başlarıydı. Sıcaktan alnına yapışmış ıslak saçlarıyla, ince ancak kuvvetli bedeniyle, açık mavi gözleri ve güneşin sabırsızca tenine huzmettiğine kanıt, hafif kırmızı kol ve bacaklarıyla sevimli bir çocuk, bahçelerindeki iki horozun da sanki anlaşmış gibi aynı anda ötmesiyle, yatağından sıçrayıverdi. Henüz altısına yeni girmişti Osman. Kendisini büyümüş ve bir o kadar da hayata hazır hissediyordu. Küçücük çocuk nereden bilebilirdi ki kaderine yazılanları. Yaşayacaklarından bihaber, küçük d&uum...

Devamını Oku

Ben Mavi Kuşun Kanadıyım

  • Yazar: Rabia YILMAZ
  • 10-03-2014

Bugün renkleri öğrendik okulda. Öğretmen, ‘Siz daha okuma yazma bilmiyorsunuz ama henüz gerek duymadığınızdan. Renkler öyle değil, öğrenmelisiniz muhakkak. Renk candır, hayattır. Renk damarlarımızdan akan kandır. Güneştir renk, denizdir, ağaçtır, kuştur. Özgürlük kadar güzel uçan bir kuştur hem de. Dünyaya yeni gelen bebeğin attığı çığlıktır kırmızı.  Bir evin bacasından çıkan dumandır gri. İnsanların da renkleri vardır sonra. Ben turkuazım mesela. Gencim ben daha çok genç. Siz de öylesiniz bence. Hepiniz de birer turkuvazsınız benim gözümde. Genç, saf...’ dedi de hepimiz ağzı açık bakakaldık. O, bizi okuma yazma bilmiyoruz zannediyor ama &o...

Devamını Oku

Adem'in Çocukları

  • Yazar: Beyza Nur KILIÇ
  • 10-03-2014

İlk ben doğdum. Onun ayak izleri yoktu daha toprağın üzerinde.   Havva’nın sütü yalnız benimdi. Âdem’in dizleri yalnız benim. Taze bozkır üzerindeki çiğ tanesi yolumu gözlerdi toprağa dokunmak için. Taşlar düz olur, çekilirdi ayaklarımın altından. Ağaçlar saklardı gölgeliklerini. Güneş değmezdi göl-geye, güneş bilmezdi tenimin rengini. Karıncaların yolu, benim izim. Kuşların kanadı atlas halılarım. Toprağa uzandım mı boylu boyunca yer benimdi, gök benim, ışık, renk benimdi tek benim. Neden sonra karıncalar yollarını değiştirdi. Bekledim peşimden gelmelerini, gelmediler. Sendeledim ilkin. Bir gölge aradım. Gölgelikleri ikiye bölmüş bir demet ışık. Güneşin te...

Devamını Oku

Çaputtan Düşler

  • Yazar: Rabia YILMAZ
  • 10-03-2014

“Sessizce akıyordu başta ırmak. Sakin, umarsızca… Dökülen her bir damla ayrı şükrediyordu tanrısına. Tüm damlalar ayrı ayrı itaat ediyordu adeta. Birden sessizlik bozuldu. Kabardı su aniden; başladı çağlamaya. İlk kanı düştü günün ırmağa. Ve İzi; yine aldı alacağını insanlıktan… Karaağacın gölgesinde başlamıştı her şey. İki ayrı kalp, iki ayrı düş… İki ayrı yaşamdı sadece onları birbirinden ayıran.  Kalan hepsi aynıydı sanki. Aynı güneş doğuyordu her gün ikisinin de çaputtan düşlerinin üstüne.    Şimdi ikisi de güneşin apayrı düşlerini aydınlatması için buradalardı. Zeynep çok severdi okumayı. Ne zaman, nerede yazılı bir kağıt par&...

Devamını Oku

18 Yaşında Doğmak

  • Yazar: Didem ÖZAY
  • 10-03-2014

Saatlerdir üzerinde çalıştığım makalenin son cümlesini yazarken elektrikle-rin kesilmesiyle okkalı bir küfür salladım. İki sayfalık makalem elektriklerle birlikte karanlığa karıştı. Bir sigara yaktım, el salladım. Sigaranın ateşiyle aydınlanan burnumun ucunu seyrettim bir süre. Hayatımı anlatan bir filmde olsaydım, elimdeki sigara mozaiklenirdi. Güldüm. Ben anlatsam, bırakın roman olmayı, Cin Ali kitabı bile çıkmaz. Bir süre hayatımı anlatan filmdeki gösterişi düşündüm. Döşenen zümrütleri, yakut işlemeli perdeleri hayal ederken aniden gelen elektrik bir tokat gibi yüzüme çarptı. Manzara felaketti. Çıkarıldığı gibi etrafa fırlatılan kıyafetler, alış veriş torbaları, yatak odamd...

Devamını Oku

Karanlıkta Bir Şarkı

  • Yazar: Sevgi Saliç ŞENEL
  • 08-03-2014

Yürüdüğü yollar gittikçe karanlıklaşan bir kadın... Gözündeki gözlüklerin aydınlatamadığı, çocuğunu da ele geçiren bir karanlık onunkisi. Ama hayır çaresiz bir kadın değil. Hatta yeterince “iyileştiren” bir çaresi var; şarkı söylemek! Ve danslarla süslenen her bir notayla aydınlatmak yolları, aydınlatmak karanlıkları… Adı Selma bu kadının, ve hasta. Ailesinden ona taşınan ondan da çocuğuna aktarılmış kalıtsal bir hastalığa sahip; gittikçe kör oluyor. Onun küçük parlak gözleri, gözlüklerin hapsinde olmak zorundaydı, çıkarırsa o yuvarlak çerçeveleri; göremezdi, Niagara Şelalesi’ni, Eyfel Kulesi’ni, ...

Devamını Oku