TADI ÇIKARILAMAYAN MANZARA

  • Yazar: ONUR SAVRAM
  • 14-04-2014

                Sabahın kör ışıkları yüzümü parçılıyordu. Yataktan sallana sallana kalktım. Üzerime paltomu çekip dışarı çıktım. Günün en soğuk vakitleri olmalıydı. Üzerimde paltomun olmasına rağmen soğuk, tenime kadar işliyor; beni hareketsiz bırakıyordu. Toroslar, karşımda mükemmel bir manzara oluşturuyordu. Dağın etekleri güneşe teslim olmuş, karlar yavaş yavaş eriyordu; fakat zirvedeki karlar erimemeye kararlıydı. Kalıp bu manzaranın tadını çıkarmak isterdim; ama biraz daha kalırsam her tarafım buz kesilecekti. Oturduğum yerden kalktım. Kahveye gitmem gerekiyordu. Bugün seçim günüydü. Bizim küçük, şirin köyüm&uu...

Devamını Oku

Ben Odun Değilim

  • Yazar: BÜŞRA NUR ÜNAL
  • 14-04-2014

İnsanlar neden diğerlerini kendinden daha az umursuyor ki? Bütün mutlulukları kendine saklar, paylaşmaz. Neden düşünmeden konuşur, karşısındakinin duygularını umursamaz? Acaba ben cidden baya duygusal bi insanımda üzerime bi kabuk falan mı geçirdim farkında olmadan. Şu sıralar her şeye o kadar çok üzülüyorum ki. Aslında bakarsan belki de üst üste geldiği için başa çıkmakta bu kadar zorlanıyorum. İnsanlar beni o kadar az tanıyorlar ki uzaktan bakınca dertlerimin çok sığ olduğunu, tek düşündüğüm şeyin bugün ne giyeceğim olduğu falan zannettiklerini bu hafta hocamızın sorduğu bi sorudan zaten anladım. Bazen gerçekten duygularım yok falan zannettiklerini düşünüyor...

Devamını Oku

Biz Birlikte Mükemmeliz!

  • Yazar: HALİL BOZKAYA
  • 13-04-2014

O kadar çok şey kattı ki bu okul bana , şimdiden bir başlasam 2 gün hiç susmayacağımın farkındayım. İlkler unutulmaz derler ya işte. İlk günümüzde süt dökmüş kedi gibiydik biz. Ne kadar bilebilirdim ki ben bu okula bu kadar ısınabileceğimi .  İlklerden konu açılmışken futbol oynamayı ilk mezunlarımızdan gördük biz. Saygıdeğer İngilizce/Almanca hocamızın her gördüğünde üzüldüğü mezunlar. Nedense ikidir "Fakir ama Gururlu" sınıfı , B şubesine düşüyorum . Geçen sene A sınıfına duyduğumuz kıskançlığın aynısını bu sene C'ye karşı yaşıyoruz :) Zaten Buse'nin olduğu sınıfın sosyal olmaması gibi bi olasılık söz konusu olamayacağından , asıl sor...

Devamını Oku

KAYBOLAN TÜRKÇEMİZ

  • Yazar: ENES UÇAR
  • 13-04-2014

   Her dile olduğu gibi Türkçemizde evrim geçirirken yozlaşmaktadır.Bu gayet normal bir süreçtir.Elbette Türkçemiz diğer dillerle bu kadar etkileşim halinde iken evrim geçirirken yozlaşması oldukça normal bir olaydır.Tabi ki Türkçemizin yozlaşmasında evrim geçirmeye yada diğer dillerle olan etkileşim önemli bir etkendir ama yozlaşma neselesini sadece bu olaylara bağlarsak Türkçemizi kaybederiz.Bu gibi pek çok etkenden dolayı  Türkçemizin korunması için bizim yozlaşmasındaki etkilerimizi araştırırsak yozlaşmayı biraz olsun azaltabiliriz.Bu etkilerimizden bir taneside Türkçemizin korunması konusunda yeterince önem vermememi...

Devamını Oku

Merak Etmeyi Öğretmek

  • Yazar: SEDANUR ÇINAR
  • 13-04-2014

Bütün toplumlar için, yeni nesilleri ve geleceği topluma katılmaya hazırlayan öğretmen çok önemlidir.  Öğretmen, toplumun kültürünü, edebiyatını, gelenek ve değerlerini genç beyinlere nakleder. O alandaki bilimsel öğeleri ve düşünme biçimini vermeye çalışır. Tüm bunlar biz gençleri hayata hazırlamak, bizi kendi kendine yeten iyi birer yetişkin olarak görmek içindir. Ancak bunu yapmak, bu yaşta aklımız eğlencede olduğundan biz gençlere uzak ve itici gelen kuralları ve bilgileri öğretmek gerçekten zordur. Bu yüzden öğretmenin öncelikle bize öğrenme isteğini aşılaması, merak etmeyi öğretmesi gerekir. Bu sayede biz de öğ...

Devamını Oku

ALABALIK

  • Yazar: KUTLUHAN METİN YÜCE
  • 13-04-2014

  Sahanın ortasında bir alabalık vardı. Ve bir tane de, kalenin önünde. Maç başlamadan hemen önce, hakem balıkların sahadan çıkarılmasına hükmetti. Tribünlerden Gümüş, Arduç ve Şeker görevi aldı. Balıkları götürüp nehre atacaklardı. Yürümeye başladılar. Sahadan ayrıldılar. Gümüş bu kasabanın kaşifiydi, diğer ikisi komşu şehrin çocuklarıydı. Yolun aşağısında bir kanal vardı.” Buraya atabiliriz” dedi Arduç ama Gümüş buna karşı çıktı. “Bu bir çevrim kanalı. Asla yolarını bulamazlar.” Yürümeye devam ettiler.”Yakınlarda göl var mı?” diye sordu Arduç. “Kızılgöl var yalnızca ve o da kapalı...

Devamını Oku

NORMAL vs ANORMAL

  • Yazar: BEYTULLAH HANÇAR
  • 13-04-2014

İnsanlık ilk zamandan bu yana hep kendini ifade etmeye çalışmıştır. Daha o zaman insanoğlu mağaralara resimler çizmiş, kesmemiş, tiyatronun temeli olan taklitlere başlamış sonra yazıyı icad etmiş sonra ''bu yazının düzü çok ruhsuz'' demiş şiir diye bir şey yazmış sonra kamera video vs. insan devam durmamış devam etmiş ama hiç biri bizi tatmin etmemiş. Bazılarımız üşenmiş kendini ifade etmek yerine başkalarının ifadelerini seçmiş. Bazen bir şarkı, bazen bir resim, bazen bir fotoğraf insana kendini hissettirir. Lakin aramızdan bazıları bu kendini bulma konusunu abartmış ve kendini o şiirlerde, şarkılarda anlatılan o insanlar olmaya çalışmış. Taklit burada devreye girmiş yeniden insanlar suratlarında maskelerle d...

Devamını Oku

Tanrıların Savaşı

  • Yazar: OĞUZHAN DURMUŞ
  • 13-04-2014

Yıllar önce Mısır'ın karanlık tarafını 3 büyük tarikat yönetiyordu.Tarikatların arasındaki çatışma büyük bir savaşa dönüştü.Tarikatlar yaptıkları tanrılara adaklar sundu.Birinci tarikat ölüm tanrısı Anubis'e sundu.Anubis adağını kör etti fakat kan akışını hissetmesini ve cansız varlıkların ise sıcaklığını hissetme ve muhteşem bir savaş gücü verdi.İkinci tarikat adağını Güneş tanrısı Ra'ya sundu.Ra adağına güneşin bir parçasını verdi.Adak güneşten muazzam bir güç alıyordu fakat geceleri bir insandan farkı yoktu.Üçüncü tarikat adağını her şeyi gören bilen ve koruyan tanrı Horusa sundu.Horus adağına sonu olmayan yerlerin sonunu görmeyi ve z...

Devamını Oku

DÜNYA'YA YOLCULUK

  • Yazar: HAMİD BATUHAN AYDIN
  • 13-04-2014

 Alpheratz'da artan teknoloji sonucu ham madde ihtiyacı karşılanamıyordu.Gezendeki enerji kaynaklarının tükenmeye başlaması ile Rigellbot'lar yeni bir serüvene çıkmaya karar verdi.Bu iş için en görkemli gemilerini Regor'u hazırladılar ve ellerinde kalan son enerji topunu Allioth'u yanlarına aldılar.Mılyonlarca yıl sürecek bu destansı yolculukta  karşılarına çıkacak diyer ırklar,metoor yağmurları,yıldız patlamaları vb.  üstün ırk olan Rigebot lar için hiç sorun değildi fakat Allioth un enerjisi yeterli olacakmıydı....... 10 Mılyon yıl sonra ► Allioth'un gücü tükenmek üzereydi.Rigellbotlar'ın lideri olan Gasrux Regor'un kontrolunu kaybetmişti....

Devamını Oku

YURT

  • Yazar: AHMET ATAK ARSLAN
  • 13-04-2014

   Yurtla ilk defa lisenin başlamasıyla tanıştım.İlköğretim bitmiş,liseye hazırlıklar başlıyordu o sıralarda.Ben ise ilköğretimi bitirmenin verdiği rahatlıkla hayatıma devam ediyordum.Lisenin ne getireceğinden haberim bile yoktu.Oysaki lise ilköğretimden kat kat daha zahmetliymiş.    Yurda geldiğim ilk gün beni yaşları 20-25 olan birkaç kişi karşıladı.İçlerinde biri vardı,kendime en yakın hissettiğim kişi,bana yurdu gezdirdi ve tavsiyelerde bulundu.Bu arada kendime en yakın hissettiğim kişinin müdür yardımcısı olduğunu öğrendim.Bir yandan ne kadar güzel bir yurt olduğunu gördükçe seviniyor,diğer bir yandan da ailemden uzak kalacağım için üzülüyordum.Müdür yardı...

Devamını Oku

KİMİNE GÖRE KUSUR KİMİNE GÖRE NİMET

  • Yazar: BEYZANUR YALVAÇ
  • 12-04-2014

İşitme engelli bir insanın dünyası hep sessiz mi?Âmâ bir insanın dünyası hep siyah mı?Dilsiz bir insanın sözcükleri,cümleleri yok mu?Bu sorular her şeyi tastamam olan bir insana sorulursa genellikle aynı cevapları alırız; Evet, sessiz,sözcüksüz ve siyah.Hayır,bunlar yanlış cevaplar...Bir de şöyle düşünelim,bu kusurlar belki de nimetler hepsi bir arada olabilir.Hem işitme engelli,hem âmâ,hem dilsiz insanlar vardır mutlaka.Onların dünyası sessiz,sözcüksüz ve siyah değildir kesinlikle...      Bu insanların eksiklikleri onlar farkedince nimete dönüşür bence.Eksikliklerini, nimete dönüştürememiş insanlar henüz siyahın içindeki renkle...

Devamını Oku

ŞİİR

  • Yazar: BEYTULLAH HANÇAR
  • 12-04-2014

Bir şiirdin benim için Adın içinde saklı Yokluğun soğuktu nedense Üşüdüm hep seni yazdım   Eski bir şarkıydın sen Bir nakarattın benim için Herkese söyledim seni Bozuk plak gibi   Yağmurdun benim için Aşık ıslatandı adın Sırılsıklam olsam da  Sen kupkuru kaldın   Zamanı durdurabillirdin sen Görmem yeterdi seni Tek sen vardın o an Fark etmezdim kimseyi   Artık adın yok bende  Sadece bu şiir kaldı Diyemedim yine adını Üşüdüm hep seni yazdım. ...

Devamını Oku

YOL YORGUNU

  • Yazar: FATİH MAT
  • 12-04-2014

YOL YORGUNU                 Hava serindi. Rüzgar dışarıda oyun oynuyordu. Yerdeki yapraklar da rüzgara eşlik ediyordu. Güneş tepede insanın tenini kızartacak gibiyken, gölgeler kuzeyden gelen rüzgarlar ile durulmaz bir halde idi. Yol kimi zaman ağaçlık, kimi zaman açık alanlardan geçiyordu. Yol taşlık ve sert  topraktan oluşuyordu. Ara ara yol, araba tekerlerinin arasında oluşan otlar şeklindeydi. Molalarım ağaçtan yapılmış pınar başlarında olurdu. Suyun aktığı yer ve pınarın içi yosunlar ile kaplı olurdu. Pınarın çevresi genellikle çamur olurdu. Yine bir pınar başında mola verirken karşıdan iki kişinin geldiğini fark ettik. Anne-kızdı...

Devamını Oku

UMUT

  • Yazar: MEHMET GÜMÜŞ
  • 12-04-2014

Umut insanın içinde yaşar ve kişiyi hayata bağlar.İnsana içinden bir ses gönderip yapabileceklerini fısıldar.''En geveze kuş umuttur,yüreğimizde hiç susmaz.(Cenap Şahabettin)'' bu söz bunu çok iyi bir şekilde açıklar.Eğer bir insan umudunu kaybederse gözündeki ışık söner,kendisini hayata bağlayan damarlar kopar.Hayatta çaresiz bir şekilde kalır.Çünkü umudu ona yol gösterir.Umut insan için karanlıktaki bir fener gibidir.Önünü aydınlatır. Umut tüm insanlar için değerlidir ve bazı insanlar için nefes gibidir.İnsana yaşama sevinci ve isteği verir.İnsanların yüzündeki gülümseme,gözlerindeki ışık da umudun varlığın...

Devamını Oku

Yurtta Arkadaşlık

  • Yazar: MURAT KAMA
  • 10-04-2014

Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, rüzgar ise ağaçları adeta kökünden söküyordu. Muhteşem denizi, yemyeşil ormanlarıyla adeta bir cenneti andıran Şile'ye artık kış gelmişti. İşte bu güzel yerin içinde ailesinden uzakta eğitim alan iki yüz zeki öğrenci Fen Lisesi'nin yanındaki pansiyonda kalıyorlardı. Bu öğrenciler zeki oldukları kadar haylazlardı da. Erkek bölümünün ikinci katında ise haylazlıkları zekalarından ağır basan 10. Sınıf öğrencileri vardı. Her gün şikayet edilen ikinci kat yine de durmak bilmiyordu. Haylazlığı zekasına fark atan Murat isyan ederek odasına girdi. Orta boylu hafif kilolu ve esmerdi. Dışarıdan düz liseli gibi bile durmayan bu çocuk kendisi de şaşırsa bile Fen Lisesindeydi. Odası yine tutanak yemişti. Tutanakta odası aşırı dağınık olarak belirtilmişti ve ''aşır...

Devamını Oku